- Üniversite,dersler,şehir değiştirme vb. bahanelerden ötürü blogu epey bir zamandır boşlamak durumunda kaldım.Aslında epey bir hevesle oluşturduğum ve sürekli yazmayı planladığım bir platformdu ancak blogu genişletememem için pek çok olumsuz etken meydana geldi.Ha film izlemeyi bıraktım mı? Tabi ki hayır,yeni-eski pek çok film izledim.Maalesef şu vakitten sonra 2015 yılında izlediğim filmlerin her biri hakkın yazı yazmam pek mümkün değil.Hem çok vaktimi alacağından hem de aşırı yorucu olacağından her bir filme ayrı bir inceleme yazmak yerine telafi etmek açısından en yakın zamanda 2015 yılında izlediğim en güzel filmlerin bir listesini yazmayı düşünüyorum.En yakın zamanda burada olur.
26 Aralık 2015 Cumartesi
Blog Üzerine
20 Haziran 2015 Cumartesi
Jurassic World İncelemesi
Jurassic Park 1993 yılında vizyona girdiğinde ciddi manada ses getirmişti.Ayrıca bunu sadece zamanına göre ''gerçek üstü'' özel efektlerine borçlu değildi.Evet,dinozorlar gerçek gibi duruyorlardı ancak filmin başarısını borçlu olduğu nokta kesinlikle benzersiz gerilim unsuruydu.Aslında bir yetişkin filmi değildi Jurassic Park hatta marketing çalışmalarının çoğu çocuklara yönelikti,buna rağmen bütün bir film boyunca sempati duyduğunuz karakterlerin doğanın en yırtıcı katilleriyle olan ölüm-kalım mücadelesi bütün izleyicileri film boyunca diken üstünde tutup,gerilim hissini sonuna kadar vermeyi başarmıştı.
Ve devam filmleri gecikmedi tabi.Ancak ne Lost World:Jurassic Park ne de iyice absürdlüğe vuran Jurassic Park III ilk filmin başarısının yanına yaklaşamadı.Bu kadar başarısız devam filmlerinden sonra 4.filmin çıkışı ise yılan hikayesine döndü tabi ki.
E böylesine bir seriyi askıya almak tabi ki mantıksız olacağından sonunda işleri raylarına oturtup Jurassic World'ü önümüze sundu Universal Studios.Peki böylesine başarısız devam filmlerinden sonra Jurassic World seriye ne katıyor,asıl soru bu elbette!
Her şeyden önce belirteyim Jurassic World serinin orijinal Jurasic Park'dan sonra en iyi filmi. 2. ve 3.filmlerin hatalarına düşmüyor ve ilk filmi kendine yancı olarak seçip bütün temelini de 93 yapımı filmin üzerine kuruyor.Bu Jurasic World açısından hem iyi hem de kötü.Filmin en güçlü olduğu noktalar ilk film üzerine olan atıfları ve bir Jurassic Park devam filminde hep görmek istediğimiz unsurlara sahip olması.Bununla beraber maalesef Jurassic World kendi ayakları üzerinde durmayı pek becerebilmiş bir yapım da değil.Senaryo açısından pek kuvvetli olmamakla beraber ''karikatürize'' diye tabir edebileceğimiz yan karakterler ve oldukça tahmin edilebilir bir kurguya sahip.
Yine de Jurassic World özellikle serinin hayranları için oldukça keyifli bir seyirlik.İlk filmin sahip olduğu gerilim unsurunu (onun kadar başarılı olmasa da) yansıtmakta iyi iş çıkarıyor,yan karakterlerinin çok sönük olmasına rağmen oldukça sempatik bir ana karaktere sahip (Chris Pratt yine döktürüyor).İşin icabında bunun bir ''canavar'' filmi olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda aksiyon sahneleri yönünden de kesinlikle sınıfı geçiyor.Her şeyi bir kenara bıraktırsak sırf filmin ön planda olan dinozoru Indominus Rex bile sinema perdesinde görülmeye değer bir yaratık!
Ve devam filmleri gecikmedi tabi.Ancak ne Lost World:Jurassic Park ne de iyice absürdlüğe vuran Jurassic Park III ilk filmin başarısının yanına yaklaşamadı.Bu kadar başarısız devam filmlerinden sonra 4.filmin çıkışı ise yılan hikayesine döndü tabi ki.
E böylesine bir seriyi askıya almak tabi ki mantıksız olacağından sonunda işleri raylarına oturtup Jurassic World'ü önümüze sundu Universal Studios.Peki böylesine başarısız devam filmlerinden sonra Jurassic World seriye ne katıyor,asıl soru bu elbette!
Her şeyden önce belirteyim Jurassic World serinin orijinal Jurasic Park'dan sonra en iyi filmi. 2. ve 3.filmlerin hatalarına düşmüyor ve ilk filmi kendine yancı olarak seçip bütün temelini de 93 yapımı filmin üzerine kuruyor.Bu Jurasic World açısından hem iyi hem de kötü.Filmin en güçlü olduğu noktalar ilk film üzerine olan atıfları ve bir Jurassic Park devam filminde hep görmek istediğimiz unsurlara sahip olması.Bununla beraber maalesef Jurassic World kendi ayakları üzerinde durmayı pek becerebilmiş bir yapım da değil.Senaryo açısından pek kuvvetli olmamakla beraber ''karikatürize'' diye tabir edebileceğimiz yan karakterler ve oldukça tahmin edilebilir bir kurguya sahip.
Yine de Jurassic World özellikle serinin hayranları için oldukça keyifli bir seyirlik.İlk filmin sahip olduğu gerilim unsurunu (onun kadar başarılı olmasa da) yansıtmakta iyi iş çıkarıyor,yan karakterlerinin çok sönük olmasına rağmen oldukça sempatik bir ana karaktere sahip (Chris Pratt yine döktürüyor).İşin icabında bunun bir ''canavar'' filmi olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda aksiyon sahneleri yönünden de kesinlikle sınıfı geçiyor.Her şeyi bir kenara bıraktırsak sırf filmin ön planda olan dinozoru Indominus Rex bile sinema perdesinde görülmeye değer bir yaratık!
19 Mayıs 2015 Salı
Ex Machina İncelemesi
Ülkemizde (sebebi bilinmeksizin) vizyona girmeyen,pek reklamı yapılmamış,Hollywood'un çoğu yapımıyla karşılaştırınca nispeten düşük bütçeli bir yapım Ex_Machina.Yapay zeka ile ilgili gördüğümüz pek çok filmden, felsefi yaklaşımı ve sahip olduğu gizemli unsur ile kendini kolayca ayırmayı başarıyor.
Güçlü reklam kampanyalarına sahip olmamasına rağmen arkasında oldukça güçlü isimler alıyor aslında;28 Hafta/Gün Sonra filmlerinin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Alex Garland aynı şekilde filmi yazıp yönetirken yapan isimlerini Star Wars Force Awakens ile sık sık duymaya başlayacağımız Oscar Isaac ve Domhall Gleeson ikilisiyle beraber kendisiyle bu filmde tanıştığım Alice Viklander başrolleri paylaşıyorlar ki bu genç oyuncu kadrosunun hepsinin filmde çok iyi işler başardığını söylemem gerek.Özellikle Alice Viklander gizemli ancak bir o kadar sempatik bir yapay zekayı kusursuz şekilde canlandırmış.
Filmin en güçlü tarafı ise sahip olduğu gizem ve bununla beraber gelen gerilim unsuru.Uyarmış olayım,Ex Machina oldukça yavaş ilerleyen,büyün çoğunluğu diyaloglarla geçen ve hiç bir aksiyon sahnesine sahip olmayan bir film.Evet genelde bilim kurgu filmlerinde alışık olduğumuz bir durum değil bu ancak Alex Garland belli ki yapay zeka üzerine bir film yaratırken Stephen Spielberg yerine başka bir sinema dahisi olan Stanley Kubrick'in filmlerini örnek alıp 2001 yapımı Artificial Intelligence değil de 2001:A Space Odyssey benzeri bir film yaratmayı tercih etmiş ancak tabi ki Kubrick'in filmi kadar derin bir felsefi düşünceye sahip olmadığı çok açık.
Yapay zeka Ava'yı her yönden Ultron'a tercih edeceğinize emin olabilirsiniz.
Ex Machina seyirciye yansıtmak istediklerinde başarılı olsa da pek keyifli bir seyirlik olduğunu söylemem yanlış olur.Yavaş yavaş çözülen bir senaryoda belirli senaryo unsurlarının oldukça tahmin edilebilir olması maalesef çok daha iyi olabilecek bir yapıma gölge düşürmüş.Finalinin ise bende hayal kırıklığı yarattığını da belirtmesem olmaz.
Son olarak Ex Machina pek çok film kritiğinden oldukça iyi notlar aldı hatta türünün en iyileri içinde olduğu söylendi,bu da haliyle beklentilerimi oldukça yükseklere taşıdı.Ben bir bilim kurgu klasiğiyle karşılaşmayı umarken maalesef beklentilerimin karşılığını bulamadım.Ex Machina kesinlikle herkese göre bir yapım değil hatta genel izleyici kitlesinin çoğu filmin sonuna gelmekte zorlanacaktır diye düşünüyorum yine de bilim kurgu türü içerisinde kendini belirli çizgilerle ayıran sayılı filmlerden
.
Güçlü reklam kampanyalarına sahip olmamasına rağmen arkasında oldukça güçlü isimler alıyor aslında;28 Hafta/Gün Sonra filmlerinin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Alex Garland aynı şekilde filmi yazıp yönetirken yapan isimlerini Star Wars Force Awakens ile sık sık duymaya başlayacağımız Oscar Isaac ve Domhall Gleeson ikilisiyle beraber kendisiyle bu filmde tanıştığım Alice Viklander başrolleri paylaşıyorlar ki bu genç oyuncu kadrosunun hepsinin filmde çok iyi işler başardığını söylemem gerek.Özellikle Alice Viklander gizemli ancak bir o kadar sempatik bir yapay zekayı kusursuz şekilde canlandırmış.
Filmin en güçlü tarafı ise sahip olduğu gizem ve bununla beraber gelen gerilim unsuru.Uyarmış olayım,Ex Machina oldukça yavaş ilerleyen,büyün çoğunluğu diyaloglarla geçen ve hiç bir aksiyon sahnesine sahip olmayan bir film.Evet genelde bilim kurgu filmlerinde alışık olduğumuz bir durum değil bu ancak Alex Garland belli ki yapay zeka üzerine bir film yaratırken Stephen Spielberg yerine başka bir sinema dahisi olan Stanley Kubrick'in filmlerini örnek alıp 2001 yapımı Artificial Intelligence değil de 2001:A Space Odyssey benzeri bir film yaratmayı tercih etmiş ancak tabi ki Kubrick'in filmi kadar derin bir felsefi düşünceye sahip olmadığı çok açık.
Ex Machina seyirciye yansıtmak istediklerinde başarılı olsa da pek keyifli bir seyirlik olduğunu söylemem yanlış olur.Yavaş yavaş çözülen bir senaryoda belirli senaryo unsurlarının oldukça tahmin edilebilir olması maalesef çok daha iyi olabilecek bir yapıma gölge düşürmüş.Finalinin ise bende hayal kırıklığı yarattığını da belirtmesem olmaz.
Son olarak Ex Machina pek çok film kritiğinden oldukça iyi notlar aldı hatta türünün en iyileri içinde olduğu söylendi,bu da haliyle beklentilerimi oldukça yükseklere taşıdı.Ben bir bilim kurgu klasiğiyle karşılaşmayı umarken maalesef beklentilerimin karşılığını bulamadım.Ex Machina kesinlikle herkese göre bir yapım değil hatta genel izleyici kitlesinin çoğu filmin sonuna gelmekte zorlanacaktır diye düşünüyorum yine de bilim kurgu türü içerisinde kendini belirli çizgilerle ayıran sayılı filmlerden
.
17 Mayıs 2015 Pazar
Mad Max Fury Road İncelemesi
''WHAT A LOVELY DAY''
Mad Max Fury Road filminin promo afişlerinde yazıyor bu.''Ne güzel bir gün!''.Evet,Max'in 4.filminin geçtiği Wasteland topraklarında güzel bir gün çünkü bugün motorlar tekrar gümbür gümbür çalışacak ve bol bol kan dökülecek,en önemlisi de Savaş Çocukları en büyük dileklerine kavuşacaklar: MÜCADELE!Mad Max Fury Road adı gibi çılgın bir film.Sıradan bir post-apokaliptik film değil,sıradan bir aksiyon filmi hiç değil,konusu öyle aman aman derinlik sunmuyor hatta bütün bir film A noktasından B noktasına varış olarak özetlenebilir.Bunlara rağmen Mad Max son yılların en orjinal filmlerinden biri olmayı başarıyor.Sebebi ise Mad Max Fury Road, Wasteland'ın deliliğini anlatmak yerine bunu size göstermeyi seçiyor.2 saat boyunca filmdeki karakterlerin her birinin arkaplan hikayelerini mi izlemeyi umuyordunuz? Hayır! Mad Max Fury Road size bir ''yol'' hikayesi sunacak ve siz bu hikayeyi izlemekle kalmayacaksınız; bu hikayeye tanık olacaksınız.
Mad Max'in senaryosu,karakterleri,olayları hakkında çok şey yazılabilir aslında ama öyle yapmayacağım.Sadece işi gücü bırakıp en yakın sinema salonuna uğramanızı şiddetle tavsiye etmekle kalıyorum bu sefer.Biliyorum, bu yazım incelemeden çok tanıtım yazısı gibi oldu ama Mad Max Fury Road emin olun daha azını hak etmiyor.Süper-kompleks bir senaryo,onlarca beklenmedik an,psikolojik çözümlemeler yerine bomba gibi,dur durak bilmeyen bir aksiyon filmi istiyorsanız daha iyisini bulmanız çok zor.
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Avengers: Age of Ultron İncelemesi
Her şeyden önce büyük çoğunluğun aklındaki o malum soruya değinelim:
Avengers:Age of Ultron ilk film kadar iyi mi? Sorunun cevabı aslında bir Marvel filminden beklentilerinize bağlı.Kusurlarına rağmen bir filmi çok sevebiliyorsanız ikinci filmi daha çok beğenmeniz olası.Avengers:Age of Ultron görkemli,epik ve son derece eğlenceli fakat ele almaya çalıştığı pek çok farklı konuyu hakkını vererek perdeye yansıtmakta başarılı olabilmiş değil.İlk film ise bunun aksine daha sade ve anlaşılabilir senaryoyu gayet başarılı bir kurguyla birleştirip,basamakları emin adımlarla tırmanıp ulaştığı yerde mükemmeliyeti yakalayan bir yapımdı.
Evet, Avengers:Age of Ultron senaryo açısından çok daha komplike,aksiyon açısından bir tık önde,ilk filmden daha iyi yaptığı çok şey var aslında ama attığı adımlarda tökezlediği de bir gerçek.Bu tökezlemelerin sebebi ise filmin 140 dakika süresinin belirli yerlerde çok yetersiz kaldığını hisettirmesi.Yönetmen Joss Whedon hem serinin devam filmlerine ortam hazırlayıp hem de bu derece kalabalık bir kadronun her bir üyesini eşit değerde tutmaya çalışınca hem yetersiz hem yersiz sayılabilen sahnelerle karşı karşıya kalıyoruz.
Avengers:Age of Ultron son derece etkileyici bir aksiyon sahnesiyle açılışını yapıyor ve film sona erene kadar tam gaz devam ediyor,Filmin sürdüğü 140 dakika boyunca Avengers takımını izlemek,birbiriyle olan etkileşimlerine tanık olmak son derece keyifli.Zaten Avengers serisini sıradan aksiyon filmlerinden ayıran en belirgin çizgi bu:sahip olduğu karakterler.İzlediğimiz sayısız aksiyon filmlerindeki karakterlerin aksine burada karşımızda olan ekip ikonik çizgi roman kahramanlarından oluşuyor,bu faktör de ekibin diyaloglarını bile son derece ilgi çekici hale getiriyor.Mizah unsuru bile süper kahramanlarla ayrı bir noktaya ulaşıyor. Aksiyonun tavan yaptığı yerlerde ekibin birlikte çalışmasını izlemenin ne kadar harika bir his olduğundan bahsetmeme gerek bile yok sanırım.
Takım dinamiği kusursuz yakalanmış, bununla beraber Avengers ekibinin yeni üyelerinin hepsini çok başarılı bulduğumu belirteyim.Scarlet Witch senaryonun şekillenmesinde büyük rol oynuyor,kendisinin zihinle oynama yeteneği takımı hiç beklemedikleri mental bir mücadeleye sokuyor bu da filme oldukça inandırıcı bir duygusal derinlik katıyor.Quicksilver ise Scarlet Witch'in aşırı koruyucu abisi imajıyla ekibin ''sinirli genç'' kontenjanını dolduruyor.Quicksilver'ı X-Men Days of Future Past'de Evan Peters'ın oynadığı versiyona göre çok daha inandırıcı ve başarılı bulduğumu da belirteyim.Yine de yeni üyelerden kesinlikle en öne çıkan karakter Vision.Kendisi bir noktada filmi sırtlayıp götürüyor.Yeni karakterlerin hepsinin hakkı verilmiş hatta serinin bir önceki filminde oldukça geri planda olan Hawkeye karakteri Avengers:Age of Ultron'un belki de en öne çıkan ekip üyesi olmuş.Tanrılar ve canavarların oluşturduğu bir ekipte bir ''insan'' olmanın ne demek olduğunu çok iyi hisettiriyor bize Clint Barton.Kendisi seyircilerin en çok empati kurduğu Avengers üyesi haline geliveriyor birden.
Evet ekibin çok iyi olduğunu söyledim ama Avengers ekibi içinde bir sıkıntı var ki filmin de en büyük sorunu haline dönüşüveriyor bu.Black Widow-Bruce Banner romantizmi.Zaten pek çok konuyu kısa zamanda ele almaya çalışan filme bir de iki bambaşka karakterin birbiriyle yakınlaşma çalışmaları eklenince yukarıda bahsettiğim ''yersiz'' sahneler çoğalmış oluyor maalesef.
E bir süper kahraman filminin olmazsa olmazı tabi ki kaliteli bir düşman.Filmin adını taşıyan baş kötüsü Ultron ise Marvel'ın bünyesinde barındırdığı en etkileyici kötü adamlardan biri artık.Çizgi romanlarda gördüğümüz soğuk ve duygusuz ölüm makinesinin aksine Ultron alaycı,öfkeli ve narsistik bir karaktere bürünmüş.Kendisi tam bir şeytani Tony Stark ki bu Ultron karakterine katılabilecek en deha yorum bence!
Evet toparlamak gerekirse Avengers:Age of Ultron yukarıda da bahsettiğim gibi son derece etkileyici bir film.CGI harikası olan aksiyon sahneleri ve epik olarak tabir edebileceğimiz pek çok ayrı sahnesiyle 140 dakika boyunca sizi koltuğunuza çivileyecek bir yapım.Kusurlarına rağmen Marvel filmleri içinde en iyilerden biri olmaya aday.
26 Nisan 2015 Pazar
Yeni Joker Gözüktü (Mü) ?
Evet,aynı tepkiyi ben de bu fotoğrafı görünce verdim Joker Bey.
Blogumda film incelemeleri dışında pek bir şey yazmayı pek tercih etmiyorum aslında ancak bazı ''gelişmeler'' beni bu kararımın dışına çıkmaya zorlayabiliyor.Jared Leto'nun Joker'inin ilk görüntüsü de bunlardan biri.Eminim ilk kez yukarıda görmüyorsunuzdur zaten,internet yukarıdaki görüntüyle çalkalandı adeta son üç-dört gündür.Yayınlanan fotoğrafın ardından oluşan tartışmalar adeta interneti iki ayrı çizgiye böldü.Kimisi Leto'nun Joker'ini beğenip bu ''cesur'' imajı karaktere yakıştırsa da kimi kesim ciddi anlamda nefret etti.Haklı olarak.
Evet biraz acımasız bir yargı olacak ama Jared Leto'nun Joker'i görüntü olarak -üzülerek söylüyorum ki- felaket.Leto'nun alnının ortasındaki ''Damaged'' yazısından tutun,gümüş kaplama dişlere kadar pek çok detay karaktere karizma katmak yerine var olan imaja ciddi anlamda leke sürüyor.
Heath Ledger'ın karaktere kattığı anarşizm yorumundan sonra Leto'nun daha çizgi romanlara yakın bir imaj çizeceğini tahmin ediyorduk ki karşımıza yukarıdaki tip çıktı.
Joker'in daha sinsi,daha -nasıl söylesem- oturaklı bir varyasyonunu bekleyeduralım karşımızda Tumblrvari bir hipster cosplay'i var.
ANCAK
Evet,her şeye rağmen umutlarımız tamamen tükenmiş değil.Yukarıdaki fotoğrafın yanı sıra internette iki görsel daha dolaşmakta ancak ikisi de resmi olarak yayınlanmış değil.
Bahsettiğim görseller şunlar:
Gördüğünüz gibi bu iki görselde de Joker'in üzerinde herhangi bir belirgin dövme ya da gümüş kaplama diş görülmüyor.Belki de yayınlanan görseldeki Joker karakterin ilk gözükeceği film olan Suicide Squad'ın sadece belirli bir bölümünde ''Marilyn Manson'' gibi görünecektir.Belki de filmin yönetmeni bizimle dalga geçiyordur! Umalım ki öyle olsun çünkü bünyem böyle bir durumu daha da kaldırabilir mi bilemiyorum açıkçası.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


